04.09.2010 / 03:50:34    
 
 
Google
Hubyar Vakfı Resmi Web Sitesi

Hubyar Sultan Adına yazılmış Deyişler ve Duazlar

Kategori Kategori: Güncel Olaylar | Yorumlar 1 Yorum | 21 Aralık 2008 20:32:08



Bile

Horasan ilinden kalktı yürüdü
Hacı Bektaş ile kırklarda bile
Tozanlı kurbunu şavkı bürüdü
Hubyâr Sultan ile kırklar da bile (O.Karoğlan )


Derdime

Doksan bin evliya bir ulu sancak
Şahlanıp gaziler Rum a gelincek
İmdada yetişir Sultan Yalıncak
Hubyâr Sultan himmet eyle derdime (O. Karoğlan )



Tekeli

Hubyâr Sultan buralardan geçti mi
Asapınarından bir dem içti mi
Tozanlı da obasına göçtü mü
Ondan da bir haber verin Tekeli

Âşık olan deryaları boylasın
Varsın âlem ne söylerse söylesin
Kümbet Baba bize himmet eylesin
Yâralar derindir sarın Tekeli ( O.Karoğlan)


 
Hubyar Sultan Destan (Dedüler )

Arşullahda otururdu ya Resûl
Kerbela Çölünde olan savaşun
Cümle kulu farkederdi ya Resûl
Göründü gözüne çölü dedüler.

Şu cihanda gezer idi tüm ruhlar
Onların mekanın bilir arifler
Ta ezelden sırda idü güruhlar
Değmeden bilir mi hali dedüler.

Doksan bin er danuşuğa geldüler
Onlar hesabını orda kurdular
Cümle erler hep nasibin böldüler
Budur evliyanın yolu dedüler.

Kadıncık ana der daha er vardur
Daha özge kisbi güzel kâr vardur
Hak batın Ali türlü sır vardur
Gönderin Selmanı gelir dedüler.

Gözlekçüde destur aldı yürüdü
Bir mübah dağ gördü eğlendü durdu
Bir kol uzattılar bir tek el gördü
Bu gelen kudretin eli dedüler.

Devran ettü cümle âleme vardu
Dolandı cihânı takadu durdu
Suluca Höyükte güvercin gördü
Öter Ali İmran dili dedüler.

Niyaz etti ordan yana yürüdü
Evel bir çift idi sonra bir gördü
Buyurun erenler istiyor dedü
Arifler kıramaz teli dedüler.

Gözlekçü de ordan erlere geldü
Eyvallah deyüben hem dara durdu
Gördüğü hikmeti vasfeyle dedü
Dava eyledün mi eri dedüler.

Dedüler az çoğamı çok azamu
Şimdi gönderelim alur şahinü
Endim seyredelim şahin yuvanu
Herkes hizmetini bülür dedüler.

Dedü ki er ere böyle kıyar mu
Dedü ki er ere hışım eder mü
Sayru olan bu sırları duyar mu
Oda yoluyunan olur dedüler.

Göverçin dal üstünde dururdu
Güzel gözlerini erlere döndü
Çıraklar karadı poslar yörüdü
Besbelli ki bizden ulu dedüler.

Hâce Ahmed tercüman alma anca
Sevgi ile ceme Selman gelünce
Bektaş-i Veli de niyaz kılunca
Budur hasbahçenin gülü dedüler.

Hü dedüler oturdular demünce
Hızır dedem bile idi yanunca
Aşuğuyam yaşlar vardır didemce
Bahri olan yüzer gölü dedüler.

Çok muhabbet etti mana aştular
Cümle erler orda ikrarlaştılar
Nasibe düşeni hem bölüştüler
Ahmed Yesevide alır dedüler.

Hubuyarım doğru yolu alırum
Özünüzü Hak turabı bilirüm
Sizin payınızdan gani olurum
Helal al rızanın yolu dedüler.

Söyleştiler ki bu yol cümlemizün
Yola müstahak hal cümlemizün
Bu yolun sahibi ikrârımızun
Soluğu sayan yolu alır dedüler.

Dedüler bu yolun soluğu sağdur
Bu yola gidenin hep yüzü ağdur
Bu yolun ötesi bir azimşardur
Bu şardan verilür dolu dedüler.

Hak Muhammed Ali ismi anıldu
Erler hep solukta gayet biridü
Hâce Ahmed sağ soluğa bağladu
Soluk bilen yolu bulur dedüler.

Ortalığa darı çeci kurulsun
Sırr-ı Seddar bu meydanda bilinsün
Ulu kimdir gözümüze görünsün
Ezeli Bektaş-ı Veli dedüler.

Erler postunattı eğlenmez zerre
Eyvallah edüpde bağlandu darda
Bektaş-i Veliye gelince sıra
Attı Postun durdu beli dedüler.

Sultan Hâce Ahmed beraber oldu
İki gönül bir olup niyazi verdü
Erler orda gerçek uluğun bildü
Budur evliyanın yolu dedüler.

Dediler Erlere tarığa yatun
Koyman gümanınız bir etek tutun
Bir olun birlikte ikrara yatun
Budur evliyanın şarı dedüler.

Cümle erler orda tarığa yattu
Hubyar Sultan anda tarığın tuttu
Engine konup gönüle yettü
Budur Hünkârının gülü dedüler.

Dediler Hubyara sende gel uğra
Eyvallah deyüp bağlandı dara
Üç kere çalınca açıldı yara
Bu kan ne hikmettir gülüm dedüler.

Ol demde cümlesi dedüler Ali
Hubyar' ımsın dedi saruldu Veli
Yine sendeymiş yaremin gamı
Dertlilere derman olun dedüler.

Çok muhabbet eyledüler sır oldu
İki uruf bir cesette göründü
Matahlar derç oldu güfer verüldü
Bizi ayrı bilen deli dedüler.

Erler kalktı meskenine yürüdü
Herkes o anda yurdunu buldu
Gönüller bir olup semaha girdü
Özünü görene beli dedüler.

Hubyar Abdal,Hakkı bilen sultansın
Nice düşmüşlerin elin alansun
Bunalana dar günleri gelensün
Dertlilere derman olur dedüler.
 
Hubyar
 
 
Engin ovalarda yurdun tutmadı
Zerrece işine hile katmadı
Sayrusunun bahçesine gitmedi
Kendi bahçesine girdi Hubyar


Gürgen çukuruna çok emek verdi
İbadet eyledi çiftini sürdü
Mümin kullar için bu yolu kurdu
Meylini irfana  verdi Hubyar

Abu hayat soğuk sular akıttı
Türkçesini türlü devir okuttu
Meskenini Tekeli’ye çıkarttı
Sultan Tekeli’de durdu Hubyar

Sular gibi ummanına akardı
Cevlan eder dokuzlara çıkardı
Mehman gelir diye yola bakardı
Kendi Mehmanını gördü Hubyar

Alana manasın gayet kâr oldu
Binbir çiçek ile namesin oldu
Sultan Murat ordusundan gel oldu
Görünce önüne vardı Hubyar

Dolandı Mıhlıda önüne vardı
Sultan Murad Hubyara selamın verdi
Ve alleyküm selam selamın aldı
Onunca beraber geldi Hubyar

Kendi meskanını yurduna çıktı
Kendi ocağın ateşi yaktı
Aç korum  orduyu Sultanda korktu
Küçük kazanını kurdu Hubyar

Dokuz bin asker davet eyledi
Bu kazanda cümlesini toyladı
Sultan Murat gördü hayret eyledi
Sofrasın meydana serdi Hubyar

Dedi derviş dedi bu nasıl emek
Bu kazandan çıktı her türlü yemek
Helal eyle derviş semayen verek
Cümlesini teman gördü Hubyar

Dedi derviş bu yaylada durunca
Bu kadar orduya nasip verince
Sen dua kıl biz sefere gidince

Orda hayır dua etti Hubyar

Dedi derviş yerin ne yüce yayla
Dedi sultanım dağ başı böyle
Sefere gidiyor sen imdat eyle
Güle güle gidin dedi Hubyar

Bir saat gitti de geriye geldi
Kendi ocağına nazarın kıldı
Işığın görende devaha geldi
Dertlilere derman oldu Hubyar

Yedi koyun vardı onu güderdi
Keserdi koyunu kurban ederdi
Yaz zamanı Dokuzlara giderdi
Sultan Tekeli’de durdu Hubyar

Mestane olmuşum senin derdinden
Güferiyem hiç çıkarmam virdimden
Bu ABDALI ayırmasın yurdundan
Sultan Tekeli’de kaldı Hubyar
 
 
Vardır
 
 Ali oğluyam Ummanıyam
 Böyle bir niyetim vardır
Uruma kadem basınca
Başımda devletim vardır.

Düldül ata  binsem gerek
Derya deniz bölsem gerek
Meydanda savaşsam gerek
Böyle bir niyetim vardır

İnip İstanbul'u aşıp
Padişahı pusuya salıp
Ayasofya'ya cem kurup
Böyle bir niyetim vardır

Pir sultan benim soyumdur
Şecerede kayıtım vardır
Aslım imam Hüseyindir
 İstersen ispatım vardır

Muhammed Ali Nurumuz
Teslimdir türlü varımız
Hasan Hüseyin Hubyarımız
İmam Zeynel Pirimiz

Kevser içti imam Bakır İmam
Cafer güher okur Musa Kazım
Kemha dokur Sermayemiz salımızdır

Rızada bulduk kardaş
Teslim canlar bize yoldaş
Taki'ye ikrar bağlandı baş
Alüyyül Naki sırrımızdır

Askeriyem elde teber
Muhammed Mehti'den haber
Günü günü arzum didar
Bu Muhammet kârımızdır

ABDALIYAM ustada teslim
On iki imam Ali neslim
Güruhu Naci ezel aslım
Piri rahber yolumuzdur
 
 
 
HUBUYARLININ

Bir kuş bir çalıya Çekmiş kalemi
Seyrediyor tozanlıyı alemi
Çıkakta Tekkeyi edek kelamı
Eli hoş görülür Hubuyarlının

Duman almış dokuzların başını
 Gelinin aşukta yurlar başını
Yaredenden hayır diler işini
Yolu hoş görülür Hubuyarlının

Akpınarın suyu akar yayladan
 Feleğin kahrıdır bizi böyleden
 Nice canlar göçtü yalan dünyadan
 Eli hoş görülür Hubuyarlının

Der ABDALIM ah çekiyor özünden
 Ah ettikçe kan yaş gelir gözümden
 Bir şu içsem akpınarın gözünden
 Suyu hoş görülür Hubuyarlının


SENSİN HUBUYAR

On iki imamlara düştüm düşeli
Bir şahin donunda girdi düşüme
Urumda oturan Hacı Bektaşla
Bir olup birliğe girdi Hubuyar

Kükreyip oturan kendi halinde
Keçeci baba peyiklik eder önünde
İki cihan serveri bile yanında
Hızırın sevdiği sensin Hubuyar

Dillerinin tadı bal ile şeker
Pirim aslan Ali hem bize bakar
Başımız Hz. Hızıra çıkar
Hızırın sevdiği sensin Hubuyar

Seksen bin erlerden hem Mücüzatlı
Doksan bin erlerden eli beratlı
Yanına uydurmuş demir kıratlı
Üçüde bir olmuş gelir Hubuyar

Doksan bin erlere hocalık etti
Hem sırdan geldi de hem sırra getti
Muhammed Ali'nin sancağın tuttu
Yeşil Alemini açtı Hubuyar

Yüreğime vurdu güferin hası
Yüz yirmi dört bin nebiler başı
Şu iki cihana aldı güneşi
Parlayı parlayı gelir Hubuyar

DERVİŞ ALİM
Demanına düzüldü
Dillerinde Abu Kevser ezildi
Senin ismin tüm kalplere yazıldı
Hızırın sevdiği sensin Hubuyar



DERVİŞ HUBUYAR

Her gece her gece seyrim içinde
Seyrangahtan gelir derviş Hubuyar
Bozata binmiş yeşil çönül elinde
Seyrangahtan gelen Derviş Hubuyar

Tozanlı deresin bekçisi sensin
Bir işaret göster talibin gelsin
Bir Hu çekelimde demler yörüsün
Seyrangahtan gelen Derviş Hubuyar

Gürgen çukurunda poyrazlı kışlı
Surda bir derviş var gözleri yaşlı
Altı demir kırat Ali de Yoldaşlı
Seyrangahtan gelen Derviş Hubuyar

Tekelide değirmenin dönüyor
Abu Hayat Soğuk suyun eniyor
Üstünde üç derviş semah dönüyor
Seyrangahtan gelen Derviş Hubuyar

Tütünün kokusu ne güzel geldi
Çizmenin gıcırtısı Tekkeyi aldı
Muhiplerin sarardı samana döndü
Seyrangahtan gelen Derviş Hubuyar

DERVİŞ ALİM
dergahına uğradı
Tekkeyi de mahsum gördü ağladı
Şen olasın seksen evi boyladı
Seyrangahtan gelen Derviş Hubuyar


Eyle Hubuyar

Gurbet elden arzularım gelirim
Devahımız kabul eyle Hubuyar
Yattım eşiğine gördüm düşümü
Devahlarım kabul eyle Hubuyar

Eleste gününden tuttum peşini
Hak onarsın cümlemizin işini
Kudret kalemini çekmiş kaşına
Devahlarım kabul eyle Hubuyar

Şu dünyada kim istiyor zinneti
Ben ederim efendime minneti.
Arayı arayı bulduk cenneti
Devahlarım kabul eyle Hubuyar

DERVİŞ ALİM eydür dersim Uludan
Ta ikrarım vardır Kalibeliden
Şafaat umarız pirim Ali'den
Devahlarım kabul eyle Hubuyar



Kurtarır  Zulümden Gamdan Hubuyar  

Çıkıp arş   yüzünde  nurda oturan
Meftesini meftesine yetüren
Kuduret  yarılıp lokma getüren
Südünen Ahmeri balı Hubuyar

Ataşlar  yok  iken çiğler pişiren
Dalga verip kalp evini coşuran
Mukaned köprüsün suyun şaşıran
Kurtarır zulümden gamdan Hubuyar

Bakmıyor  mu   başçı kayık haline
İsmi azam dua geldi diline
Bir avuç  kum aldı hemen eline
Az kaldı deryayı kessin Hubuyar

Eşiğin altına  kitap sırman
İki cihan boyamıştır nurunan
Ali baba ile girdi fırına
Estirdi kar ile yeli Hubuyar

Engin ovalarda yurdun tutmadı
Zerrece işine hile katmadı
Yabancının bahçesine gitmedi
Kendi güllerini derdi Hubuyar

Allah ekber dedi aldı canını
Ih demeden uyuşturdu kanını
Varsın ıssız koysun münkür yurdunu
Sağ adamı ölü kıldı Hubuyar

Yedi günle  gece külhan yaktılar
Onu yansın  diye nara tıktılar
Yirmi dört  saat sonra açtı baktılar
Sakalı buz tutmuş geldi  Hubuyar

Sağ adamı musallaya koydular
Buyur derviş cenazeye dediler
Orda hazır idi üçler yediler
Sağ adamı ölü kıldı Hubuyar

Bütün canlar hep sıraya düzüldü
Kerameti arşta, kürşte sezildi
Gürgen çukuruna berat yazıldı
Baltasını bala taktı Hubuyar

Bağrıma kâr etti düldülün sesi
Dinleyince gerçek erin nefesi
Uzadında neden bunun ötesi
DERVİŞ ALİ etme kulun Hubuyar
 
 
Demediler mi

Cümleside  geldi divan durdular
Sırrı hikmetimi hiç bilmediler
Nerde kaldın taksim yoktur dediler
0 zaman yol bana verilmedi mi

Cümleside yoldan taksim diledi
Hiç birisi hocasını bilmedi
Kimse sağ soluğa bağlanamadı
Yola sahip şensin demediler mi

Hünkâr Hubyarını çağırdı dara
Eyvallah pir deyip bağlandı ona
Üç kere çalındı açıldı yare
Bu kan ne hikmettir demediler mi

Üçüncü de beyan oldu eğlendi
Kendi cesetinde çok haller gördü
Milcan yarasına dokundun dedi
Ol cemde Ali'dir demediler mi

Ol Cemde cümlesi elediler Ali
Hubyarımsın diye sarıldı Veli
Doksan bin er gördü bu gizli hali
İsmine Hubyarım demediler mi

Hubuyar almadı taksimde malı
Yazdılar  Hak diye verdiler yolu
Dokuzlarda sırda duran Tekeli
Hubyarı görünce yürümedi mi

Orda gördüm meskanını elini
Hubuyar Hızır'a verdi elini
Dikti sancağını açtı nurunu
Gören sırra talip olmadılar mı

VİRANİYEM   biatimiz uluya
Niyaz kıldık Hacı Bektaş Veliye
Allah kimseleri pirsiz komuya
Pirsizler Tamuya sürülmedi mi
 
 
Bozatlı Hızır

Bir yavru yolladım gurbet ellere
Emaneti sana bozatlı Hızır
Size bekçi derler yüce bellere
Emaneti sana bozatlı Hızır

Bekçi olup şu alemde oturan
İsteklinin muradını yetüren
Nice bunalgının elinden tutan
Emaneti sana bozatlı Hızır

Deryanın içinde oturan erler
Bize yardım etsin onikimamlar
Hint'te Muhammed carına yetenler
Emaneti sana bozatlı Hızır

Deryanın içinde yüzer üç gemi
Deryalar bekçisi o Hızır Nebi
Bize yardım etsin Hz. Ali
Emaneti size bozatlı Hızır

HÜSEYİN ABDALIM nasıl olacak
Gözlüyom yolları yavrum gelecek
Sultan tekelide murad verecek
Emaneti sana bozatlı Hızır
 
TANRININ ASLANI ALİ'Yİ GÖRDÜM

Dün gece dün gece seyrim içinde
Muhammed Mustafa Ulu'yu gördüm
Düldül zülfükarda Kamber yanında
Tanrı'nın Aslanı Ali'yi gördüm

Yönelip de hak demine gelince
Evliya sohbetinden kanınca
Muhammed kırklara varıp gelince
Kırklarda içilen doluyu gördüm

Nefes verip karlı dağlar eriten
Gülbenk çekip Münafığı kurutan
Binip cansız duvarları yürüten
Hünkar Hacı Bektaş Veli'yi gördüm

Doksan bini durdu her biri yanda
Onların gönlüde hacda seyranda
Uyandım ki Atam Hubyar bünyemde
Tanrı'nın Aslanı Ali'yi gördüm

CAN HATAYIM bir hal vardır serimde
Dün gece Seyrimde gördüm aynmda
Herkesin aklı fikri yerinde
Pehlül bir Dane'yi uluyu gördüm




HUBUYAR SULTANA NİYAZIM VARDIR


Bir ulu ihtiyar kamil pir gördüm
Hubuyar sultana niyazım vardır
Sıtkınan girdimde darına durdum
Hubuyar Sultana Niyazım vardır.

Girdim irfan demlerinde oturdum.
Ben pirime gülbengimi yetirdiüm
Ta ezelden böyle zatımız vardır
Hubuyar sultanı Hünkârı gördüm

KUL YUSUFUM eder sırrımdır Ali
Kusurum var ise affet bu kulu
Pirim Hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli
Hünkârım Hubyar'a niyazım vardır


Arzumuz Hubuyar Sultan

Amasya vatan ilimiz
Arzumuz Hubuyar sultan
Hakka malumdur halimiz
Arzumuz Hubuyar sultan

Niyet eyledik gitmeye
Kochisar'ı seyretmeye
Günahları arıtmaya
Arzumuz Hubuyar sultan

Azmeyleyip çıktım yola
Hızır kılavuz ola
Mümin müslim ihvan ile
Arzumuz Hubuyar Sultan

Yaratan halike şükrüm
Dilimde ezberim zikrim
Gece gündüz aklım fikrim
Arzumuz Hubuyar Sultan

Hak nasip eylese varsam
Eşiğine yüzler sürsem
Murada maksuda ersem
Arzumuz Hubuyar Sultan

Tokat'a uğrayıp gecem
Ceset soğuk suyun içem
Kar tipi olsa da gitsem
Arzumuz Hubuyar Sultan

Hızır Hubuyar'dır adı
Her ağızda vardır tadı
Cihana nam nişan koydu
Arzumuz Hubuyar Sultan

Hacı Bektaş Hülafası
Evliyalar halifesi
Bir Yüce belde tekkesi
Arzumuz Hubuyar Sultan

Bu FEDAİ  etna kuldur
Menzili üç günlük yoldur
Erenlerin lütfü boldur
Arzumuz Hubuyar Sultan

Gönderin  Beni

Sabah olup güneş nurlar saçarken
Muhammed Ali'ye gönderin beni
Ruh çıkıpta kafesinden uçarken
Oniki İmama gönderin beni

Toplanın Muhibler irfan yurduna
Çan dayanmaz ayrılığın derdine
Hüseyin Babayı koyun yurduna
İmam Hüseyin'e gönderin beni

Gülbenk çekin niyaz ile saz ile
Çok muhabbet ettim cilve naz ile
Ecel geldi fırsat vermez söz ile
Masumu paklara gönderin beni

Çok günler geçirdim hep yalan oldu
Arifler tanıdı kör inanmadı
Çıkıp Hak yolunda şeytana kandı
Ecdadım Hubyar'a gönderin beni

Yaptım ahretimi hakka geçmeye
Beş gün kaldı şu dünyadan göçmeye
Hak nasip ederse kevser içmeye
Pir Hacı Bektaşa gönderin beni

Dokuz yüz kırk yedi biz gider olduk
İhtiyarlık çöktü sarardık solduk
Ol Hakkın emrine biz razı olduk
Dedem Kul Yusufa gönderin beni

Atam Hasan baba beni çağırdı
HÜSEYİNİM tez gel diye bağırdı
Yaşım altmış dokuz sakal ağardı
Nur Hasan babaya gönderin beni

Bizim

Ademşit Nebi'den gelir neslimiz
Güruhu Naci'dir soyumuz bizim
İbrahim Halilullah büyük dedemiz
Nebiler, Veliler ulumuz bizim

Muhammed Mustafa nur tecellimiz
Şafaat kânımız hem de dedemiz
Aliyyül Mürteza bizim babamız
Muhammed Mustafa ceddimiz bizim

Hasan, Hüseyin'le ol Şah'a vardık
Şah İmam Zeynel'le zindanda durduk
Bakır kazanında pak olduk yunduk
Caferi Sadıkla ilime girdik
Ecdadımız Musa'yı Kazım'dır bizim

İmam Rıza ile şehri loş ettik
Taki Naki ile biz yola gittik
Ağular verdiler zehiri yuttuk
Kırklar makamıdır yolumuz bizim

Cüneydi Bağdadi soyundan geldik
Kaddes Allah sırrı azize erdik
Hoca Ahmet sani birjiğe yettik
Birlik makamıdır yolumuz bizim

Dilimiz imrandın perhiz ederiz
Hulki Rıza'nın yoluna gideriz
Küfreden kişiden nefret ederiz
Dil Perhiz vücut keçe yolumuz bizim

Hubuyar Sultandan bünyada geçtik
Hüseyin Abdal olduk şal giyip kaçtık
Mustafa Abdal'la çileye düştük
Kimseye demedik halimiz bizim

Sultan Murat nara attı nur ettik
Gönül anamızla irfana yettik
Zalim zulüm eyledi bırakıp gittik
Ecdadımız Hubyar Sultandır bizim

Hüseyin Baba irfan sahibi babamız
Kul Yusuf evliya nurdur dedemiz
Ali İmran okur bizim sedamız
 Hüseyin Abdal'dır dedemiz bizim

İBRAHİM ETHEM Haktan söyler kelamı
Mümin kullar verir niyaz selâmı
Şefaata erer mümin haklar ise kelamı
Ahrette şaz olur birlikte ruhumuz bizim


Hubuyar Dedem


Yüz sürmeye geldim uzak yollardan
Devahlarım kabul eyle Hubuyar
Himmetinle aştım yüksek bellerden
Devahım kabul kıl Hubuyar Dedem

Güruhu nacidir aslı zatınız
Yokları var etti sır hikmetiniz
Kandili nur etti nur hikmetiniz
Devahım kabul kıl Hubuyar Dedem

Ak şafaktır enbiyanın tekkesi
Nurlara boyanmış beyaz kubbesi
Mümin olan haktan hayır nefesi
Devahım kabul kıl Hubuyar Dedem

Yollarım ıraktır, gönlüm burada
Metin okuyorum demde sırada
Bu can da yoluna kurban burada
Devahım kabul kıl Hubuyar Dedem

Bozburun'a vardım makina hazır
Yetiş imdadıma Bozatlı Hızır
Kırat nallarında toprağı hazır
Devahım kabul kıl Hubuyar Dedem

İBRAHİM ETHEM'in Hubuyar oğlu
Mülcem yaresinden yüreğim dağlı
Kapandı kapılar yollarım bağlı
Devahım kabul kıl Hubuyar Dedem
 
 
Kırklar Pirler

Derdim vardır dağlar gibi
Himmet eylen kırklar pirler
Gözüm yaşı çağlar gibi
Himmet eylen kırklar pirler

Viran oldu yuvam yurdum
Çöllere mekan kurdum
Seherde duaya durdum
Himmet eylen kırklar pirler

Düşmüşsen toza Turaba
Bu yılda gönlüm Harabe
Kargılıda melül Baba
Himmet eylen kırklar pirler

Cümlenin sahibi Haktır
Dertlerimize derman yoktur
Evliyada Hümmet çoktur
Hümmet eylen kırklar pirler

Aşık olan sizi özler
Yanar yüreğim sızlar
Tozanlıda yedi kızlar
Hümmet eylen kırklar pirler

Dost bağında bülbül ötsün
Dilerim çilemiz bitsin
Hubyar Sultan hümmet etsin
Hümmer eylen kırlar pirler  ( ? )
 
 
Tellerimiz Hubyar'ı Anlatır

Çıktım tekeliyi seyran eyledim
Yerlerimiz Hubyar'ı anlatır
Alıp baglamama agıt söyledim
Tellerimiz Hubyar'ı anlatır

Bir an cemalini görseydim çeşke
Gerçek muradım bu,arzum yok başka
Dalımda bülbüller gelmişti aşka
Güllerimiz Hubyar'ı anlatır

Hiç bir zaman su dövmemiş havanda
Hesabı var demiş yüce divanda
Çiçekler cem eylemiş kovanda
Ballarımız Hubyar'ı anlatır

Cehalete karşı vermiş savaşı
İkilik denince dökülmüş yaşı
Haçı Bektaş Yesevinin yoldaşı
Yollarımız Hubyar'ı anlatır

Ömer'e himmet et en son deminde
Bir an konuk eyle sevda geminde
Dillerimiz Hubyar'ı anlatır
Kırklar sofrasında birlik ceminde

Tekkebeli'nden beri iner iken
Ehl-i beyit sevdası özde yanarken
Aşk şerbeti içip semah dönerken
Ellerimiz Hubyar'ı anlatır. (Ö. Tozar)


Gördüm

İlk defa çıkınca Tekkebeli ne
Tekke nin üstünde nurları gördüm
Nazar eyleyince dört bir yanıma
Tekeli Dağı nda karları gördüm

Bir heybet arz eder Tekeli Dağı
Süslenmiş her yanı sağı ve solu
İlahi bir varlık taşı toprağı
O cennet misali yerleri gördüm

Bakta cemaline beğen de beğen
Benim bu cihanım cenneti değen
Kudreti beşeri meftun eyleyen
Yeşil zümrüt gibi kırları gördüm

Kemal-i fahr ile gördüm hikmeti
Unuttum vallahi derdi mihneti
Akvam-ı divanda Şeyh'i Hümet'i
Akranı,dostları,yarları gördüm

Tekke halkı yanımıza geldiler
Ehl-i dil olduğunu hemen bildiler
Enver der hak ile yeksan oldular
Her emre müheyya erleri gördüm (Enver HAŞMET )

Adın İspile

 Al yeşil bürümüş, dört bir yanını,
  Söylenir dillerde, adın İpsile.
  Ben de duydum, şöhretini şanını,
  Söylenir dillerde, adın İpsile.
 
  Vardım Tekeli’ye, duman bürümüş,
  Bakırlı’dan karı, yeni erimiş,
  Aşıkların derdi, nazlı yar imiş,
  Söylenir dillerde, adın İpsile.
 
  Dağlar sırlanmış, bir ulu kervan,
  Suyun şifalıdır, dertlere derman,
  Erenler serdarı Hubuyar Sultan,
  Söylenir dillerde, adın İpsile.
 
  Kimisi ağlamış, kimisi gülmüş,
  Çirmiş’i Kıpçağ’ı, sinede dolmuş,
  Eski ağ’lar beyler, ya nice olmuş,
  Söylenir dillerde, adın İpsile.
 
 Bizden selâm olsun Kümbet Baba’ya
 Oğuzun Türkmen’i çıkmış obaya
 El açtım Torluk’a durdum duaya
 Söylenir dillerde adın İpsile ( O.Kar’oğlan )
 
Sultan Hubyâr sefa geldi
 
Erenlerin diyârından
Sultan Hubyâr sefa geldi
Horasan’ın yollarından
Sultan Hubyâr sefa geldi
 
Erenlerin sultanısın
Dertlilerin dermanısın
Erzurum’un mihmanısın
Sultan Hubyâr sefa geldi
 
Horasan’dır ana yurdun
Tozanlı’ya mekan kurdun
Dertlilere derman oldun
Sultan Hubyâr sefa geldi
 
Horasan’dan gelen erler
Şehit yatağı bu yerler
Hacı Bektaş kırklar pirler
Sultan Hubyâr sefa geldi
 
Erenlerin piri misin
Deryaların dürrü müsün
Ayın günün nuru musun
Sultan Hubyâr sefa geldi
 
Destanımız oldu tamam
Ceddimiz on iki imam
İşte düğün işte bayram
Sultan Hubyâr sefa geldi
 
Kar’oğlan’ım çalar sazı
Kimi şehit kimi gazi
Ağlıyorum bazı bazı
Sultan Hubyâr sefa geldi
 
Görmediniz mi
 
Bakırbelleri’nden aşar gelirsin
Turnalar sultanı görmediniz mi
Yüz bin pervaz ile koşar gelirsin
Turnalar sultanı görmediniz mi
 
Sarı Baba kıratına binerken
Erenlerden mevadan yere inerken
Gaziler gazadan geri dönerken
Turnalar sultanı görmediniz mi
 
Tekeli’nin çiçekleri koktu mu
Irahmetler yağıp seller aktı mı
Gaziler eline kına yaktı mı
Turnalar sultanı görmediniz mi
 
Erenler cem olup şerbet ezerken
Kırklar aşkın deryasında yüzerken
Hacı Bektaş ile bile gezerken
Turnalar sultanı görmediniz mi
 
 
Bizden selâm gazilere pirlere
Irahmetler yağar gökten yerlere
Yüzümü süreyim yerden yerlere
Turnalar sultanı görmediniz mi
 
Tozanlı’nın çiçekleri açarken
Horasan pirleri gelip geçerken
Erenler seherde konup göçerken
Turnalar sultanı görmediniz mi
 
Turnalar havada eylemiş katar
Doksan bin evliya Urum’da yatar
Kar’oğlan gaziler gözümde tüter
Turnalar sultanı görmediniz mi
 
Allah deyi deyi
 
Erenlerin devranını
Aşk savurur harmanını
Hubyâr keser kurbanını
Keser Allah deyi deyi
 
Horasan’dan gelen erler
Doksan bin evliya derler
Gaziler gülbangın söyler
Söyler Allah deyi deyi
 
Veysel Karan deve güder
Balım Sultan devran eder
Gaziler gazaya gider
Gider Allah deyi deyi
 
Kar’oğlan’ım düştüm cüda
Dertlerimi demem yada
Medet gayri Keşmen Baba
Yetiş imdadıma gel gel
 
Turnam
 
Şahin Baba derler düşerse yolun
Avcılar elinden yamandır halın
Sivas’ta Çeltek’te bir gece kalın
Söyle selâmımı kırklara turnam
 
Hubyâr Sultan bizim ulumuz
Kırklara pirlere gider yolumuz
Kar’oğlan’ım açmaz oldu gülümüz
Söyle selâmımı pirlere turnam
 
 İle kırkları gördüm
 
Çoban Kayası’nda dua eylerken
Kümbet Baba ile kırkları gördüm
Gaziler gazada düvaz eylerken
Torluk Baba ile kırkları gördüm
 
Ne dilek dilersen Mevlâ’dan dile
Gaziler seherde vardı menzile
Kanber Baba ile kırklarda bile
Piri Baba ile kırkları gördüm
 
Tozanlı kurbunda bir ulu pınar
Adımız dillerde kaldı yadigâr
Halifeler himmet Sultan Hubuyâr
Melül Baba ile kırkları gördüm
 
Mahrum kalmaz erenleri çağıran
Küffarın tahtını terse çeviren
 
Kara taşı hamur gibi yoğuran
Hacı Bektaş ile kırkları gördüm
Sabah seherinde bülbül öterken
Şehitler kanıyla yerde yatarken
Kargılı’nın bacaları tüterken
Sarı Baba ile kırkları gördüm
 
Cennet-i Meva’ya güller bezerken
Sultan Hızır kırklar ile gezerken
Kar’oğlan’ın destanları yazarken
Köse Baba ile kırkları gördüm
 
  Turnalar
 
Eğer gider isen bizim ellere
Keşmen’e Kepez’e varın turnalar
Bizden selâm erenlere pirlere
Abdulgaziyi’de görün turnalar
 
Uçup gidip Tozanlı’ya varınız
Hubyâr Sultan’a selâm durunuz
Doğanşah Baba’yı bir dem görünüz
Kazova çölüne konun turnalar
 
Obalarda boz dumanlar tüttü mü
Goncalar açılıp bülbül öttü mü
Horasan erleri semah tuttu mu
Kırklara pirlere sorun turnalar
 
Eyyam geldi ulu dağlar yeşerdi
Gönül efkârlandı gözüm yaşardı
Yaz baharda deli çağlar coşardı
O yârin köyüne varın turnalar
 
Tekeli’nin çiçekleri açtı mı
Oğuz beyi yaylalara göçtü mü
Eski dem ü devran yoksa geçti mi
Kümbet’e Torluk’a sorun turnalar
 
Turnam niye yücelerden uçarsın
Kış gelende hangi ile göçersin
Seyyahlar yoldadır nasıl geçersin
Ordan da bir haber verin turnalar
 
Erenler dağında kırk veli yatar
Çıngır Baba derler gözümde tüter
Kar’oğlan Kerem’den olmuşsun beter
Benim de halimi görsün turnalar
 
Derdimin dermanı Sultan Hubuyâr
 
Horasan kurbunda cevlan eyleyen
Derdimin dermanı Sultan Hubuyâr
Diyâr-ı Urum’a ferman eyleyen
Derdimin dermanı Sultan Hubuyâr
 
Erenler elinde bir ulu sancak
Bize bir himmet Sultan Yalıncak
Şad olur gönlümüz derman buluncak
Derdimin dermanı Sultan Hubuyâr
 
Melül Baba derler bir ulu vezir
Deryalar üstünde boz atlı Hızır
Nerede çağırsan erenler hazır
Derdimin dermanı Sultan Hubuyâr
 
Bir su içsem Tozanlı’nın suyundan
İmam Rıza erenlerin soyundan
Arefe gününden bayram ayından
Derdimin dermanı Sultan Hubuyâr
 
Erenlerle sohbet gayetin hoştur
Ellerim duada gözlerim yaştır
Hacı Bektaş bize derman ulaştır
Derdimin dermanı Sultan Hubuyâr
 
Yaz baharda sular coşar bulanır
Âşık olan diyâr diyâr dolanır
Çifte koçlar al boyaya boyanır
Derdimin dermanı Sultan Hubuyâr
 
Kar’oğlan’ım yâraların azıyor
Geçmiyor günlerim aylar uzuyor
Tevarihler bin yüz kırkı yazıyor
Derdimin dermanı Sultan Hubuyâr
 
Himmet eylen kırklar pirler
 
Derdim vardır dağlar gibi
Himmet eylen kırklar pirler
Gözüm yaşı çağlar gibi
Himmet eylen kırklar pirler
 
Düşmüşsen toza türaba
Bu yılda gönlüm haraba
Kargılı’dan Melül Baba
Himmet eylen kırklar pirler
 
Âşık olan sizi özler
Yanar bu yüreğim sızlar
Tozanlı’da Yedi Kızlar
Himmet eylen kırklar pirler
 
Dost bağında bülbül ötsün
Silerim çilemiz bitsin
Hubyâr Sultan himmet etsin
Himmet eylen kırklar pirler
 
Torluk Baba yâram azar
Adular arayı bozar
Kar’oğlan’ım destan yazar
Himmet eylen kırklar pirler
 
Bir himmet eyleyin erenler pirler                                                                     
 
 
Hubyâr Sultan gönüllerin mihmanı
Tekkesine varan bulur dermanı
Gülbanklar çekilir keser kurbanı
Bir himmet eyleyin erenler pirler
 
Sabahtan kalktım da turna avazı
Yüreğimi yaktı aşkın alazı
Derdimin dermanı Battal-ı Gazi
Bir himmet eyleyin erenler pirler (O.Kar’oğlan)
 
 Biri Ali’dir
 
İki mihman geldi akşam kapıya
Biri Sultan Hızır biri Ali’dir
Yüzünü görünce döndüm deliye
Biri Kümbet Baba biri Ali’dir
 
Hızır gelir derler mihman gelince
Hakk’a dua eyler hane yükünce
Yavan yahşi yerler kendi halince
Biri Hacı Bektaş biri Ali’dir
 
Misafirin gönlü benzermiş güle
Misafir gelince Hızır’da bile
Kusurun var ise affını dile
Biri Selman Faris biri Ali’dir
 
Misafir gelince ırahmet yağar
Geldiği haneyi nurlara boğar
Cömertler mahşerde gün gibi doğar
Biri Zeyne’l-aba biri Ali’dir
 
Misafir dediğin Kabe’de hacı
Birisi kardeştir birisi bacı
Misafir gelince başımın tacı
Birisi Sultan Hubuyâr biri Ali’dir
 
Melül Baba gelir başta oturur
Mihman gelince on kısmet getirir
Birini cümlesi yeyip bitirir
Biri Cafer Tayyâr biri Ali’dir
 
İki lokma yeyip dua ettiler
Namerde nekesi dava ettiler
Sabah oldu boz at ile gittiler
Biri İmam Rıza biri Ali’dir
 
Kar’oğlan’ım eydür böyle olur mu
Namert kapısına  mihman  gelir mi
Kimin kim  olduğunu kimse bilir  mi
Biri İmam Hasan biri Alidir

 
Hubyar Sultan himmet eyle derdime

Ellerim duada gönlüm niyazda
Hubyar Sultan himmet eyle derdime
Yüreği yaralı sinem alazda
Hubyar Sultan himmet eyle derdime

Erenler eğnine yeşil bağlanır
Aşkın narı yüreğimde dağlanır
Çifte kurbanları gelir tığlanır
Hubyar Sultan himmet eyle derdime

Doksan bin evliya bir ulu sancak
Şahlanıp gaziler ruma gelincek
İmdada yetişir Sultan Yalıncak
Hubyar Sultan himmet eyle derdime

Sabah olur cümle canlar uyanır
Hü deyince varır arşa dayanır
Erenler seherde nura bağlanır
Hubyar Sultan himmet eyle derdime

Hacı Bektaş vermiş ulu fermanı
Yaralı gönlüme eyle dermanı
Münkir olan bozar ahdü peymanı
Hubyar Sultan himmet eyle derdime

Koçhisar kurbinde halife pirler
Muhammet soyundan gaziler erler
KARAOĞLAN gerçeği yürekten söyler
Hubyar Sultan himmet eyle  derdime
 
Hubyar Dede'm
 
Muhammed mescitden  yürüdü nice
Düştük gurbet ele çıkart bir uca
Kavuşturan sensin hem koca koca
Kavuşturan sensin Hubyar Dede'm

Çetireze geldik eyledik niyaz
Ağ cöferlik üstü yanda görünür beyaz
Mümine yaz düşmüş münküre ayaz
Kavuşturan sensin Hubyar Dede'm

Zor Taşı'na geldim görmedim zoru
Yönümüz Hubyar a gidiyor doğru
Hizmetine gelsin Hüseyin oğlu
Kavuşturan sensin Hubyar Dede'm

Mıhlı'ya geldim ki çakılı Mıhı
Ordan destur aldım giyindim zırhı
Gürgen Çukuru'nda görünür kırkı
Kavuşturan sensin Hubyar Dede'm

Kılıçkesen'e gelip kılıcını alınca
Müjdeciyi ileriye salınca
Dağ taş şadıman oldu mülkün sahibi gelince
Kavuşturan sensin Hubyar Dede'm

Argulu Baba'da agrıyı attım
Ol Hızır Nebi'nin elinden tuttum
Nefsimi öldürdüm mevlaya yettim
Kavuşturan sensin Hubyar Dede'm

Dermağu Dede'de dertler dermanı
Hızır Sersem'inen aldık fermanı
Hıdır Ellez'inen sürdük irfanı
Kavuşturan sensin Hubyar Dede'm

Ta ezelden böyle gider yolunuz
Hasan Abdal Hüseyin Abdal oğlunuz
Analar içinde Gönül Ana doğrunuz
İsmail Dede'den Yağlaş Dede'ye
Değirmenden niyaz kıldık hüdaya
Şükrolsun üstümüze çağıyor günü
Yedi koyunun sütüynen öğüttü unu
Haram ot yemezdi yedi koyunu
Yerse de bilirdi onun huyunu
Kavuşturan sensin Hubyar Dede'm

Çermiginde yedi kızlar var idi
Onların içinde uruf binidi
Erler yerde yatmaz kalktı yürüdü
Kavuşturan sensin Hubyar Dede'm


Ağca Dede niyaz kıldı pirine
Urkütte ayırdı koydu birini
Meydanda gördüm Gönül Ana'nın yerini
Kavuşturan sensin Hubyar Dede'm

Çıkar  meydanına meydan eylerim
Dokuz evliyana kurban eylerim
Talibini daharını seyran eylerim
Kavuşturan sensin Hubyar Dede'm

Asa pınarı da asmaya bakar
Talibin daharın üstüne akar
Akıllı evlat atasının ocağını yakar
Kavuşturan sensin Hubyar Dede'm

Kul Hıdır ım mülkün sahibi Ali
Kılavuz önümde Bektaş-ı Veli
Kuşca kuş olsa yuvayı bulu
Kavuşturan sensin Hubyar Dede'm
 
Hızır Sersem
 
Hubyar kendini çekti penana
Sersem kayıt oldu On iki imama
Kerbela da yatan Hüseyin gibi
Filcan kast eyledi değdi sineme 

Az muratlar hep sağdılar balını
Düşünmedi Hubyar’ ın yolunu
Kafire de bildirmedi halını
Şehitlik mi geldi Hızır Serseme 

Hizmetini gören bir yeşil gelin
Horasan erenleri yetişin gelin
Ha Hasan elleri yetişin gelin
Alim seni çağırıyorum bugün dar günüm 

Arşeleye çıkar sersemin önü
Açılsın zülfikar sallasın kını
Alim seni çağırıyorum bugün dar günüm
Şehitlik mi geldi hızır serseme( Karabeg Dede )
 
Tekeli
 
Ulu dağlar birbirine yaslanmış
Ne güzel kurulmuş yerin Tekeli
Bozdumanlar pare pare bölünmüş
Bitmiyor dumanın karın Tekeli
 
Bizden önce nice beyler varımış
Yücesini bozdumanlar bürümüş
Kırcı vurmuş çiçeklerin kurumuş
Tükenmez feryadın zarın Tekeli
 
Otağ kursam yaylasına düzüne
Yüzüm sürsem Erenlerin izine
Hazan vurmuş çiçeklerin özüne
Kurumuş yaprağın harın Tekeli
 
Hubyar Sultan buralardan geçti mi?
Asapınarı’ndan bir dem içti mi?
Tozanlı’da obasına göçtü mü?
Ondan da bir haber verin Tekeli
 
Çetirez den esen seher yelleri
Dolaşayım sahraları çölleri
Açtı m’ola epsile’ nin gülleri
Gelenden geçenden sorun Tekeli
 
Aşık olan deryaları boylasın
Varsın alem ne söylerse söylesin
Kümbet Baba bize himmet eylesin
Yaralar derindir sarın Tekeli
 
Esti deli poyraz eyyam güz oldu
Dertlerim bir idi şimdi yüz oldu
KARAOĞLAN’ım ateş oldu köz oldu
Ozanın halini görün Tekeli
 
 
Allah hü hü Allah Hak leylaha ille Allah
 
 
Girdi Muhammed sürelim himmet
Bir adın Ahmet el hamdulullah
El hamdulullah el hüküm Allah
Göklerde ay var yoksullar bay var

Allah’a yalvar el hamdulillah
Göklerde yıldız sürelim dümdüz
Geceler gündüz el hamdulullah
Gör Yunus ne dedi sıtkınan hü dedi
El hamdulullah canım el hükümullah
 
Ilgıt ılgıt esen seher yelleri
Burcu burcu kokar Hak’kın gülleri
Dost kokusu gelir mümin kullara
İlyas dedem gelir bizim ellere
Dedem haçan gelir hem bu demlere
Allah hü hü Allah Hak leylaha ille Allah
 
Yüreyim evine yurdun berçini
Gönül arzuluyor Ali göçünü
İndim seyreyledim çini meçini
Hızır dedem gelir hem bu demlere
Allah hü hü Allah Hak leylaha ille Allah
 
Eriştirdim hem bağ ile bostanı
Göresimiz geldi gözler mestanı
İndim seyreyledim Arabistanı
Ellez dedem gelir bizim demlere
Allah hü hü Allah Hak leylaha ille Allah
 
Değmek mi olur göklerdeki yıldızı
Bağrıma kar etti ladenin sözü
Yıkanmış bedeni temizdir özü
Ellez dedem gelir bizim ellere
Allah hü hü Allah Hak leylaha ille Allah
 
Bir dem usluyusam bir dem haliyim
Coşarsam da hendeğimde doluyum
Kapının önünde etna kuluyum
Ellez dedem gelir bizim ellere
Allah hü hü Allah Hak leylaha ille Allah
 
Seni Tozanlıya bekçi dediler
Meskanını Tekeli’ye koydular
Orda hazırdı Kırklar, Yediler
Hızır dedem gelir bizim ellere
Allah hü hü Allah Hak leylaha ille Allah
 
Dokuz evliyası vardır başında
Seksen bin şehidi yatar peşinde
Düldül gezmiş izleri var taşında
Hızır dedem gelir hem bu demlere
Allah hü hü Allah Hak leylaha ille Allah
 
Möhyedin efendim şunlar Yemenli
İpekten halistir onların gönlü
Kimi Kürt der kimi Hasan Abdallı
Elez dedem gelir bizim ellere
Allah hü hü Allah Hak leylaha ille Allah
 
Hızır dedem yeşil salma sarınır
Can intizar peşisıra sürünür
Bunalana bu günleri bulunur
Ellez dedem gelir bizim ellere
Dedem Haçan gelir hem bu demlere
Allah hü hü Allah Hak leylaha ille Allah
 
Möyetin efendim Hızır atası
Bağışlıyor sevdiğinin hatası
Boz atlı Hızır’dan tutmuş putası
Ellez dedem gelir bizim ellere
Dedem Hızır gelir hem bu demlere
Allah hü hü Allah Hak leylaha ille Allah
 
Abdal dedem eydir ahiben ağlar
Coşkun sular gibi ahiben Çağlar
Eşiğine yüz sürdüğüm erenler
Ellez dedem gelir bizim ellere
Dedem Haçan gelir hem bu demlere
Allah hü hü Allah Hak leylaha ille Allah
 
Abdal dedem eydir dostlar yarenler
Ahtırkarı bir araya koyanlar
Eşiğine yüz sürdüğüm erenler
Ellez dedem gelir bizim ellere
Dedem Haçan gelir hem bu demlere
Allah hü hü Allah Hak leylaha ille Allah
 
 
Hubyar almadı taksimi malı

 
Cümlesi toplandı divan durdular
Sırrı hikmet nedir hiç bilmediler
Nerde kaldın taksim yoktur dediler
O zaman yol ona verilmedi mi?
 
Cümle erler yoldan taksim diledi
Hiçbirisi hocasını bilmedi
Kimse sağ soluğa bağlanıp kalmadı
Yola sahip Hubyar demediler mi?
 
Hünkar Hubyarını çağırdı dara
Eyvallah pir deyip bağlandı ona
Uç kere çalınca açıldı yare
Bu kanlı hikmettir demediler mi?
 
Uçüncüde beyan oldu eğlendi
Kendi cesatında çok haller gördü
Milcan yaresine dokundun dedi
Ol cemde Ali’dir demediler mi?
 
Ol cemde cümlesi dediler Ali
Hubyarimsin dedi sarıldı Veli
Doksan bin er gördü bu gizli hali
İsmine Hubyarim demediler mi?
 
Hubyar almadı taksimi malı
Yazdılar hakkında verdiler yolu
Dokuzlarda sırda duran Tekeli
Hubyar’ı görünce yürümedi mi?
 
Orda gördü meskanını elini
Hubyar Hızır’a verdi elini
Dikti sancağını açtı nurunu
Nurun gören talip olmadılar mı?
 
Viraniyem bahtımız uluya
Niyaz kıldık Hacı Bektaş Veli’ye
Allah kimseleri pirsiz komaya
Pirsizler tamuya sürülmedi mi?
 
 
Dualarım kabul eyle Hubyar
 
Yüz sürmeye geldim hakipayına
Dua!arım kabul eyle Hubyar
Hikmetinle aştım yüce belleri
Dualarım kabul eyle Hubyar
 
Gürühu nacidir aslı zatınız
Yokları var etti sır hikmetiniz
Kandili sıfattır nur hikmetiniz
Dualarım kabul eyle Hubyar
 
Yattım eşiğine gördüm düşünü
Eleste gününden tuttum peşini
Hak onarsın cümlemizin işini
Dualarım kabul eyle Hubyar
 
Pirim irfan demde hile oturdum
Ben pirime gül benzimi yitirdim
Ta ezel ezelden aslı zatıdım
Dualarım kabul eyle Hubyar
 
Der Fedayim sırrı hikmet Ali’nin
Kalmaz kusuruna etna kulunun
Şefaat Muhammed’in kerem Ali’nin
Dualarım kabul eyle Hubyar
 
Hubyar dedem
 
Bekülüye geldim kuşluk çağları
Seyir ettim bahçeleri bağları
Çok gezdim dolaştım yüce dağları
Kalma kusuruma Hubyar dedem
 
Bek kocaya yardım bekittim sözü
Baktım ki pirlerim özlemiş bizi
Mürşit eteğine sürünce yüzü
Divane olmuşum Hubyar dedem
 
Gezer iken karşı geldim bir dosta
Dedim sefa geldin, Süleyman usta
Kestaneyi gördüm perişan hasta
Yareye melhemsin Hubyar dedem
 
Hubyar Sultan’ı devah eyledim
Arzeyledim ahvalimi söyledim
Coşa gelip aşk deryasın boyladım
Deryasın ummansın Hubyar dedem
 
Devah ettim Hubyar’ın çamını
Şükür attım bütün gönül gamını
Sen bilirsin iyisini kemini
Affet kusurumu Hubyar dedem
 
Serseme gelince serimden geçtim
Soğuktur suları bal diye içtim
Meded müruvet dedim kapma düştüm
Koyma didarından Hubyar dedem
 
Gözpınarında da yıkadım gözüm
Şükür dergahına bağlıdır özüm
Yalvarırım kabul eyle niyazım
Muratlar verici Hubyar dedem
 
Yedi koyununu taşa sır etti
Kerameti ile narı nur etti
Gülbenk çekti gönülleri bir etti
Gönül Ana’yınan Hubyar dedem
 
Baktım değirmene bağlanmış durur
Murat isteyenin muradın verir
İyiyi kötüyü kendisi bilir
Ozümü bilirsin Hubyar dedem
 
Tekeli’de mehman kaldım bir gece
Düşündüm avhalim çok ettim hece
Kalmasın kusura pir ağca koca
Erenler selveri Hubyar dedem
 
Dokuzlarda göstermiştir alemi
Asapınarında etti kelamı
Dostum dosta armağanı selamı
Gönülden gönüle Hubyar dedem
 
Gürgen çukuruna aldın fermanı
Talibin daharın derdi dermanı
Yalvarırım muratları vermeni
Ulular ulusu Hubyar dedem
 
Çetirezlikte attın çetini
Yerde gökte ediyorlar methini
Doyurmuştur ordusunu atını
Kerameti ile Hubyar dedem
 
Kılıç kesen kerametler başıdır
Mümünü kurtaran gözü yaşıdır
Gönül Ana pirin canyoldaşıdır
İkiyi bir gördüm Hubyar dedem
 
İlyas’ın ikrarı Kalubela’dan
Şefaat kanimiz nesli Ali’den
Bize de ver o içtiğin doludan
Kevser havuzundan Hubyar dedem
 
 
GÖNDERİN BENİ
 
  Sabah olup güneş nurlar saçarken
  Muhammed Ali’ye gönderin beni
  Ruh çıkıpta kafesinden uçarken
  Oniki İmama gönderin beni
 
  Toplanın Muhibler irfan yurduna
  Can dayanmaz ayrılığın derdine
  Hüseyin Babayı koyun yurduna
  İmam Hüseyin’e gönderin beni
 
  Gülbenk çekin niyaz ile saz ile
  Çok muhabbet ettim cilve naz ile
  Ecel geldi fırsat vermez söz ile
  Masumu paklara gönderin beni 
 
  Çok günler geçirdim hep yalan oldu
  Arifler tanıdı kör inanmadı
  Çıkıp hak yolunda şeytana kandı
  Ecdadım Hubyar’a gönderin beni
 
  Yaptım ahretimi hakka geçmeye
  Beş gün kaldı şu dünyadan göçmeye
  Hak nasip edeerse kevser içmeye
  Pir Hacı Bektaşa gönderin beni
 
  Dokuz yüz kırk yedi biz gider olduk
  İhtiyarlık çöktü sarardık solduk
  Ol Hakkın emrine biz razı olduk
  Dedem  Kul Yusufa gönderin beni  
 
  Atam Hasan baba beni çağırdı
  HÜSEYİNİM tez gel diye bağırdı
  Yaşım altmış dokuz sakal ağardı
  Nur Hasan babaya gönderin beni
 
TANRININ ASLANI ALİ'Yİ GÖRDÜM

Dün gece dün gece seyrim içinde
Muhammed Mustafa Ulu'yu gördüm
Düldül zülfükarda Kamber yanında
Tanrı'nın Aslanı Ali'yi gördüm

Yönelip de hak demine gelince
Evliya sohbetinden kanınca
Muhammed kırklara varıp gelince
Kırklarda içilen doluyu gördüm

Nefes verip karlı dağlar eriten
Gülbenk çekip Münafığı kurutan
Binip cansız duvarları yürüten
Hünkar Hacı Bektaş Veli'yi gördüm

Doksan bini durdu her biri yanda
Onların gönlüde hacda seyranda
Uyandım ki Atam Hubyar bünyemde
Tanrı'nın Aslanı Ali'yi gördüm

CAN HATAYIM bir hal vardır serimde
Dün gece Seyrimde gördüm aynmda
Herkesin aklı fikri yerinde
Pehlül bir Dane'yi uluyu gördüm
 
 
 
 
 
Hubyar Vakfı

Yorumlar

nuri karaman { 06 Haziran 2010 01:21:26 }
Anamdan babamdan da fazla severim Allah'ın evliyalarını. Selam olsun erenlere.
Diğer Sayfalar: 1.

 

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  


 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
2006© Tüm telif hakkı hubyarvakfi.org.tr ' ye aittir. Hubyar Vakfı sitesi bir kültür sitesidir
 






hubyar vakfı hubyar mekanı hubyarlılar
hubyar köyü hubyara ait herşey hubyar abdal hubyar talipleri deyişler hubyar
köyü tokat hubyarlılar hubyar vakfı Halil PATLAK web
tasarım mehmet coşkun hubyar ziyaretleri hubyar türbesi hubyar
türbe sorunun türbe türbe sorunları hubyarda türbe inanç önderlerimiz hubyar
talipleri hubyar tarihi hubyar kültürü hubyar a hizmet edenler hubyar muhtarları
hubyar sporcuları hubyar da ilkler sanatçılarımız deyişlerimz deyişler